ERKEN MÜDAHALE SÜRECİNDE ICF VE KATILIM

Düzenleyen: Doç. Dr. Dudu Melek ER-SABUNCUOĞLU, Dr. Öğr. Üyesi Filiz ASLAN, Dr. Öğr. Üyesi Duygu KORKEM YORULMAZ

Katılım nedir? Ne değildir?

Doç. Dr. Dudu Melek ER-SABUNCUOĞLU


Çevre ve Katılım İlişkisi

Dr. Öğr. Üyesi Filiz ASLAN


Katılım Çerçevesinde Erken Müdahale

Dr. Öğr. Üyesi Duygu KORKEM YORULMAZ


Katılım, biyopsikososyal model çerçevesinde beş ana temel bileşenden oluşan ve bireyin bütüncül bakış açısıyla değerlendirilmesini sağlayan İşlevsellik Yeti Yitimi ve Sağlığın Uluslararası Sınıflandırmasının(ICF) beş ana bileşeninden birisidir (Dünya Sağlık Örgütü 2001). “Katılım” yaşamın (temel öğrenme veya seyretmeden, kişiler arası etkileşimler veya bir işte çalışmak gibi daha karmaşık alanlara kadar) içinde olmak olarak açıklanmaktadır. ICF içinde dokuz alt bileşeni bulunan katılım (Öğrenme ve bilgiyi uygulama, Genel görevler ve talepler, İletişim, Yer değiştirme, Kendine bakım, Ev yaşamı, Kişilerarası etkileşimler ve ilişkiler Temel yaşam alanları, Toplum hayatı, sosyal hayat ve yurttaşlık) bireyin özel gereksinimi olsun olmasın yaş, gelişim durumu, kişisel özellikleri vb. değişkenlere bağlı olarak yaşamın ne düzeyde içinde olduğu/olması gerektiği konusunda profesyonellere yol gösterir.

ICF, kişi ve çevresi arasındaki etkileşimi dikkate almaktadır ve "e" kısaltması ile ayrı bir tanımlama alanı olarak kabul etmektedir. Çevre, tüm etkinlikler için temel çerçeveyi oluşturmaktadır. Katılım odaklı düşünmek ve hareket etmek, öncelikle ilgili çevreyle ilişkili tüm alanlarda ve her çocuğa veya sağlık sorunu olan kişilere yönelik sunulanları göz önünde bulundurmak anlamına gelir. Profesyoneller için ilk adım her zaman ilgili çevrenin, katılımın arttırılması için nasıl daha elverişli tasarlanabileceği olmalıdır. ICF'nin bakış açısı içerisinde, çevre sadece cansız bir ortam olarak ele alınmamakta, çevredeki kişilerin tutumları ve davranışları da yer almaktadır.

Erken müdahale çalışmalarında ICF kullanımının hizmet alana olduğu kadar hizmet veren profesyonellere de olumlu geri dönüşleri olduğu bilinmektedir. ICF’nin erken müdahalede kullanımı, bireye bütüncül bakılması, ebeveyn ve/veya birinci derecede bakım verenin ekibin içinde etkin olarak yer almasını sağlıyor oluşu, hizmet alan birey kadar mikro ve makro düzeyde çevresine de olumlu yansımalar sağlamaktadır. 

Erken müdahale, kendi yaş grubundan beklenen gelişim düzeyinden daha farklı bir gelişim göstererek risk grubunda olan veya gelişim geriliği/yetersizliği tanısı almış 0-3 yaş grubu çocuk ve ailelerine yönelik geliştirilen, çocukların gelişimlerini maksimum düzeye çıkarmak için birçok disiplinin transdisipliner bir yaklaşım içinde katkı sağladığı programları ifade etmektedir. ICF çerçevesinde erken müdahalenin amacı, yetersizliği olan çocuklara yönelik uygun hizmetler sağlamak, gecikme ve yetersizlik düzeylerini en aza indirgeyebilmek, her bir çocuğun normal gelişimsel yapı taşlarına ulaşabilme şansını maksimum düzeye çıkarmak ve çocuklarının gelişimi için ailelerin olumlu şekilde yönlendirilmesine yardımcı olmaktır. Çocuklarda görülebilecek gecikme riskinin olabildiğince erken dönemde ve ICF parametrelerine göre belirlenmesi ve yine ICF çerçevesinde belirlenen gerekli erken müdahale çalışmalarına başlanması, daha sonraki dönemlerde yaşanabilecek sorunların minimum düzeye indirgenmesinde büyük önem taşımaktadır. ICF temelli erken müdahale ailelerin ve alan uzmanlarının iş birliği içinde olduğu bir destek programıdır. Bu işbirliği aracılığıyla, ebeveynler çocuklarının gelişimini ve öğrenmesini desteklemeye yönelik hedefleri gerçekleştirebilirler. Kaliteli erken müdahale uygulamaları; iş birlikçi, aileyi dâhil eden ve hem çocuğun hem de ailenin önceliklerini ve gereksinimlerini karşılayıcı özelliklerle karakterizedir.