DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞUNDA ERKEN MÜDAHALE

Düzenleyen: Prof. Dr. Eyüp Sabri ERCAN, Prof. Dr. Mücahit ÖZTÜRK, Prof. Dr. Ayhan BİLGİÇ

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Gelişimi Engellenebilir Mi? Erken Dönem Yapılabilecek Müdahaleler

 Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) etiyolojisinde genetik faktörler en önemli rolü oynasa da, çok sayıda çevresel faktörün muhtemelen bir dizi epigenetik mekanizma ile bozukluğun gelişimine etki ettiği düşünülmektedir. Ebeveynlerin konsepsiyon esnasındaki yaşları, prenatal dönemde stres etkenlerine maruziyet, maternal sigara kullanımı, maternal madde, alkol ve ilaç kullanımı, maternal otoimmun hastalıklar, gestasyonel yaş, preeklamsi ve maternal vitamin D düzeyi gibi faktörler DEHB gelişimi ile ilişkili olduğu bildirilmiş olan prenatal değişkenler arasında yer almaktadır.

Gerek prenatal gerekse postnatal döneme maruz kalınan çevre kirliliği, erken çocukluk dönemindeki bakım verme alışkanlıkları, ebeveynlik stili, aile yapısı, çocuğun diyet alışkanlıkları, okula başlama yaşı, televizyon, tablet ya da bilgisayar ekranı başında geçirdiği süre, çocuğun fiziksel sağlığı, uyku alışkanlıkları ve uyku paterni gibi faktörlerin de DEHB gelişimi ya da DEHB bulgularının daha belirgin olması ile ilişkili olduğuna yönelik kayda değer düzeyde veri bulunmaktadır. 

DEHB gelişiminin engellenmesinin yanı sıra, bozuklukla sıklıkla birliktelik gösteren ve belirli olgularda uzun dönemde bozukluğun kendisine göre işlevsellik üzerine daha olumsuz etkilere yol açabilen karşıt olma karşı gelme bozukluğu, davranım bozukluğu gibi dışa yönelim bozukluklarının ve anksiyete bozukluğu, depresyon gibi içe yönelim bozukluklarının gelişiminin engellenmesi ya da sınırlanması da oldukça büyük önem arz etmektedir. DEHB’ye eşlik eden psikiyatrik bozuklukların engellenmesi konusunda ebeveynlik stili, erken dönemdeki akran ilişkileri, okul öncesi eğitim gibi birçok konunun önemli olduğu görülmektedir. 

İlaç tedavileri okul öncesi dönemde DEHB tedavisinde ön planda düşünülmemelidir. Buna karşın seçili olgularda ilaç tedavisi kullanmanın olumlu yanları potansiyel risklerin önüne geçebilmektedir. Bu nedenle hangi olgularda ve hangi ilaç tedavilerinin kullanılması gerektiği konusunun klinisyenler tarafından uygun şekilde değerlendirilebiliyor olmasında fayda bulunmaktadır.

DEHB’nin etiopatogenezi ile ilgili değişkenleri daha iyi tanımaya başladığımızda bozukluğun ortaya çıkmasının engellenmesi ya da belirtilerinin sınırlandırılmasının daha fazla mümkün olabileceği düşünülmektedir. Özellikle son iki dekad boyunca bu konu ile ilgili bilimsel verilerin giderek arttığı görülmektedir. Bu sunumda bu konu ile ilgili güncel veriler gözden geçirilecektir.