MOTOR GELİŞİM SORUNLARINDA ERKEN MÜDAHALE

Düzenleyen: Prof. Dr. Mintaze KEREM GÜNEL(Moderatör), Prof. Dr. Bülent ELBASAN, Prof. Dr. Akmer MUTLU, Prof. Dr. Mehmet YANARDAĞ

Genel olarak “Riskli Bebek terimi”, gebelik döneminde, doğum sırasında ya da hemen doğum sonrasında yaşanan sorunlara bağlı olarak, bir ya da daha fazla gelişimsel alanda, nörolojik açıdan gerilik görülebilecek bebekleri ifade eder. Bütüncül erken müdahale kapsamında, bütüncül değerlendirme ve uygulamalar çok önemlidir. Özellikle erken doğan ve düşük doğum ağırlıklı doğan bebekler başta olmak üzere riskli bebek grubunda, “nöromotor” değerlendirme çeşitli yöntemlerle yapılmaktadır. Bu alanda özelleşmiş fizyoterapistler tarafından uygulanan, hamilelik döneminden itibaren, bebek doğduktan sonra ilk 5 aya kadar yapılabilen ve bebeğe dokunmaksızın, sadece spontan motor hareketlerinin gözlemlendiği Prechtl Analizine göre “General Movements” yönteminin Serebral Palsi ve gelişimsel bozuklukları “en erken dönemde en iyi tahmin eden” yöntem olduğu kanıtlanmıştır. Riskli bebeklerin yaş ve ihtiyaçlarına uygun yapılan erken değerlendirme, en erken dönemde müdahale ve rehabilitasyona olanak sağlamaktadır. Riskli yenidoğan bebeklerde kanıta dayalı erken müdahale ve rehabilitasyon yaklaşımları, ileride gelişebilecek nörogelişimsel problemlerin önlenmesi bakımından büyük önem arz eder. Son dönemlerde erken müdahale ve fizyoterapi yaklaşımlarında hedefe yönelik motor aktiviteler, aile iş birliği ve çevresel zenginleştirme prensipleri yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Erken müdahale uygulamalarında, ülkelerin ulusal erken müdahale ve fizyoterapi ve rehabilitasyon yaklaşımlarını ortaya çıkarması önemlilik arz etmektedir. Duyu-algı-motor gelişim sorunları olan bebek ve çocuklarda erken müdahale ve habilitasyon süreci, disiplinlerarası ortak çalışma kültürü ve sistematiklik gerektirir. Bu kapsamda, uzmanlar işlev ve katılım hedefli bir yol haritasına ihtiyaç duymaktadır. Çocuğu sadece biyolojik bir varlığa indirgemeyen, aynı zamanda sosyal ve psikolojik varlık olduğunu ve içinde bulunulan çevrenin bariyer olmaktan kolaylaştırıcı yapıya dönüşümünü sağlayan ICF’in ev, okul, klinik ortamlara ve araştırmalara entegre etmek, evrensel ve kanıt temelli uygulamalara geçiş için köprü görevi görebilir.